Başbakan Grup Toplantısında Konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Başbakan Grup Toplantısında Konuştu

Cumhuriyetimiz 87 yıllık süreç içinde güçlenerek büyüyerek ve ekonomide, dış politikada, demorkatikleşmede önemli mesafler katederek Cumhuriyet öncesi o korkuların tamamını artık geride bırakmıştır. Cuhuriyetin ilanı öncesine ait olan bölünme korkusunun bugün bile bir tehtid ve sindirme aracı olarak görülmesi, Cumhuriyetimize ve onun ideallerine tamamen terstir, aykırıdır. Cumhuriyeti zayıf bir varlık olarak görüp kendisine durumdan vazife çıkartıp demokrasiye müdahele edenler, tarih boyunca Cumhuriyetimize en büyük zararı verenler onlar. Bütünlüğün tehdit altında olduğu bahanesiyle siyaseti ve siyasetçiyi devre dışı bırakmaya çalışanlar, ekonomiye iç dış politikaya en büyük kötülüğü yaptılar. Cumhuriyeti korumak adına korku cumhuriyeti oluşturdular. Cumhuriyetin sahibi olmak noktasında hiç kimsenin hiç kimseye üstünlü yoktur. Bu ülkenin bürokratı, hakimi, askeri, polisi ne kadar sahibiyse işçisi, köylüsü, esnafı, sokaktaki vatandaşı bu cumuhriyetin en az o kadar sahibirdir ve sevdalısıdır. 21. yüzyılda Türkiye'nin kalkınmasını, içerde ve dışarda güçlenmesini ve daha demokratik bir ülke olmasını, Cumhuriyet için bir tehdit gibi gören ve gösterenler Cumhuriyetin temel felsefesinden nasibini alamayanlardır. Hiç kimse şahsi hırslarını, makam heveslerini bu milletin çıkarlarının üzerine koyamaz. Cumhura rağmen Cumhuriyetçilik yapılamaz, halka rağmen halkçılık yapılamaz. Cumhuriyeti sevmenin göstergesi onu yüceltmektir muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracak politikaları hayata geçirmektir. Türkiye Cumhuriyeti bugün kalkınmıştır, dünya genelinde takdir edilen saygı duyuklan itibar edilen bir konuma ulaşmıştır. Fakat Ankara'dan çıkamayanlar bunu hissedemezler. Sadece bedenen değil zihnen çıkamayanlar da bunu hissedemezler. Bizim hedefimiz Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. yıldönümünde dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasında sokmaktır. Çağdaşlaşma hedeflerini hayata geçiren, ileri demorkasislye güçlendiren iktidar AK Parti iktidarıdır. Atatürk ne diyordu: "Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemi ile devlet şekli demek. Biz Cumhuriyeti kurduk, 10 yaşına geldiğinde demorkasinin bütün icatlarını ortaya koymaktadır. Uygulamaya koyan hayata gçiren bizim iktidarımız olmuştur. Cumhuriyeti ahlaktan ve milli iradeden beklentilerinden kopuk olarak yücelttiğini zannedenler büyük bir yanlışlığın içinde olmuşlar. Aziz milletimiz bazı iktidarların sergiledikleri yanlış uygulamalara rağmen Cumhuriyeti bağrına basmış, Cumhuriyete oy vermiştir. Bu ülkeyi yücelteceğine, inandığı karoları iktidara taşımıştır. Hiç kimse, her şey milletten daha fazla bildiğini iddia ederek bu ülkeyi siyaset kurumunda daha fazla sevdiğini iddia ederek Cumhuriyet üzerinde kendince vesayet kuraamaz hukuk dışı operasyonlara girişemez. biz bir kabile devleti değiliz köksüz bir devlet değiliz binlerce yıl içinde oluşmuş bi devlet geleneğini sürdürüş, anayasası gelenekleri olan bir devletiz ve bir milletiz. Bizden önceki nesiller de bizim neslimiz de korkuların egemen olduğu süreçlerde yetişti. Konuşmak yasaklandı, düşünceleri iade etmek yasaklandı, şiir okumak yasaklandı, gazete çıkarmak yasaklandı, eleştirmek yasaklandı, kitapların, şarklıarın, türkülerin yasaklandığı dönemler oldu bu ükede. tek paritili dönemin olduğu dönemler, yani CHP zihniyetinin iktidar olduğu dönemler. Bunları belki şu anda o dönemi yaşamayan kuşaklar olarak bizler bilmiyor olabiliriz, fakat tarihin o arşivlerindeki bütün kayıtlar bunu çok açık, net belgelerle ortaya koyuyor. Artık biz o geçmişe asla dönemeyiz. Modern bir Türkiye'nin yeni temel taşlarını oluşturuyoruz o geçmişin o köklü, sağlam, temel taşları üzerine yükselen türkiye işte 2023 onun ilk 10'da olduğu bir türkiye olacak. Şu anda göreve geldiğimize 26. sıradan teslim alıp 17. sıraya çıkardığımız bir türkiye var şimdi bunu hazmedemiyoruz 177'yi ilk 10'a çıkarmanın gayreti içersindeyiz. 40'lı yıllarda, Ankara'nın Ulus semtine kılık kıyafeti uygun değil diye kasketli gariban köylülerin yoksulun yani milletin girmesi yasaklandı. Sakal bıyık yasaklandı. aynen şimdi olduğu gibi üniversite kapılarında başörtüsü takan kızların içeri girmesi yasaklandı, darbe yapanları eleştirmek yasaklandı. bu yaskaları koyanlar cumhuriyeti korumanın arkasına sığınıyorlardı. Cumhuriyeti halktan koruyan bir zümrenin arkasına sığınan bu anlayış, rejime sahip çıkmak bahaseninin arkasına sığınarak Cumhuriyeti küçülttüler, halka yabancılaştılar. Bugün Cumhuriyet, Cumhurla kucaklaşmaktadır, farkımz bu. Çözümsüz gibi görünen sorunları çözecek güç ve kudrete sahip olduğumuzu cümle aleme gösterdik. Bütün dünyada konuşulan bir Türkiye gerçeği var artık. Eskiden başımıza gelen her musibetin altına hep bir dış mihrak aradık, anlayış buydu. Statükonun devamı bu korku diliyle temin edilirdi. Siyaset kurumu bu korkular ve evhamlar üzerinden itibarsız hale getirilirdi. Artık biliyoruz o savunmacı anlayış bizi içimize kapalı hale getiren sakat bir anlayıştı. Oysa şimdi tam bir özgüvenle bütün muhattablarımızla eşit ilişkiler kurarak dünyaya kendimizi anlatıyoruz. 8 yıl önce iktidara yürürken 3 güç ile kıyasıya mücadele edeceğimizi söyledik. Yolsuzluk, yoksulluk, yasakların artık kader olmadığını söyledik bu ülke için. Sözümüzü tutarak bu 3 güç ile mücadele ettik diyoruz. İfade özgürlüğü adına bir çok engeli ortadan kaldırık günlük yaşamı etkileyen hür iradeleri ipotek altına alan türkiyenin itibarını zedeleyen nice yasağa son verdik. Cumhuriyetimiz bugün 8 yıl önceisne göre daha mı zayıftır yoksa tam tersine daha mı güçlüdür? bütün siyasi anlayışlarında soyutlanarak herkes düşünsün. Dünya itibarında daha mı itibarlıdır? Türkiye'nin ay yıldızlı bayrağı, vatandaşları, pasaportu, TL daha mı değerlidir yoksa değer mi kaybetmiştir?8 yıl nceisne göre TC vatandaşları geleceğe daha mı umutla bakıyıor?" Paralarda bile Türk Lirasının 6 sıfırını atacağımız zaman, birilerinin köşelerinde ne yazılar yazdığını, ne tür hakaretler ettiklerini düşünün. O gün özür dileyeceklerini söyleyenler özür dilememişlerdir. Bir şey bildiklerinden değil, bu öyle her babayiğidin karı değil diyorlardı, attık 6 sıfırı ne oldu? Her şey ortada. Attığımız her adımda cumhuriyet tehlike altına girer, bölünür, zayıflar diyorlardı. TRT 6, için de bölünürüz diyorlardı. Ne oldu, bölündük parçalandık mı? Biz bu evhamlara prim vermedik, reformalarıız yaptık. Pompalanan korkuların ne kadar boş olduğunu milletçe gördük. Bu Cumhuriyet çıtkırıldım bir cumhuriyet değildir. Bu Cumhuriyet, kökü mazide olan bir atidir. Kökü derinlerde büyük bir medeniyet tasis etmiş, büyük bir milletin kurduğu ve yaşattığı bir Cumhuriyettir. Yasaklarda direnmek Cumhuriyetimize de milletimize de yapılacak en büyük haksızlıktır. Yasamayı ve yürütmeyi muktedir görmeyen bir zihniyet var hala. Kendisine yasama yürütme üzerinde muhafızlık görevi görüyor. Nereden alıyorsunuz bu görevi? Hangi vasfınızla siz bu milletten daha iyi biliyorsunuz? Kendi iradenizi ne zaman milletin iradesi üzerinde görmeye başladınız? Milleti küçümsemeyi vekilleri küçümseme hakkını nereden alıyorsunuz? Millet, meclis, yürütme yanılıyor da en doğruyu siz mi biliyorsunuz? Milli iradeyi baskı altına almasın diye cumhuriyet ilan edildi, şimdi de cumhur cumhuriyetine sahip çıkıyor. 1940'lara bu zihniyet damgasını vurmuş olabilir. o yıllarda türkiyenin neler kaybettiğini hepimiz biliyoruz. ama artık bu zihniyet kabul göremez. 780 bin km karelik vatan topraklarında görüştüğümüz 50 milyona yakın seçmenimiz asla böyle birvesyaeti kabul edemeyeceklerini söylediler. Referandum ncesi de sanal kaygılar pompalandıo. Yargı siyasallaşıyor dediler, AK Part yargıyı ele geçirmeye çalışıyor dediler. Aradan 1 buçuk ay geçit ve iddiaların gerçek dışı olduğu ortaya çıktı. Milleti ikna edemedikleri gibi, yargı camiasını da ikna edebilmiş değiller. HSYK'ya aday oldular, ama kabul görmeyince, seçimleri karalamaya çalıştılar. Sesi çok çıkan bir zümrenin yargı camiası içinde neye tekbül ettiği ortaya çıktı. HSYK seçimlerinde ilk def 10 binin üzerinde yargı mensubu kendi hür iradeleriyle oy kullandı. Şimdi buna yargının siyasallaşması denebilir mi? Türkiye'ye cumhuriyet ve demorkasi geldi ama birilerinin hala haberi yok. Hala birileri belli alanlarda hakimiyet kurmak hükümranlıklarını sürdürmek istiyorlar. Kusura bakmasınlar kimse dmeokratikleşmeden muaf değildir. Milli iradenin hakimiyetinden aza değlidir. Ortada siyasallaşan bir yargı yoki ortada siyasallaşmış unsurlar tarafından sindirilmiş bir yarıgnın, artık tarafsız bir yargıya dönüşmesi var. Seçkinci yapı bugün tarafsız bir yapıya dönüşüyor. Bizim gizli bir ajandamızi gündemimiz yok. Biz bu cumhuriyetin hangi idealler feslefe üzerinde kurulduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim cumhuriyeti korumak okllamak ideallerini yaşatmak, 8 yıldır yatıklarımız niyetimizi açık açık belli ediyor. 8 yıl içinde yaptığımız arajlari okullari hasteneler yaptırdığımızi en ucuz köye nasıl ulaştırdığımız ortadadır. Kardeşlik için asıl çalıştığımız ortadadır. Bitmedi. Yapacağımız daha çok şey var. Demokrasinin en güzel yanı seçilenlerin seçen halka sürekli hesap vermsi onun iradesini her daim gözetmeye çalışmasıdır. Halkın rızasını kaybederseniz başklaları gelir onlar milletin taleplerini gerçeklelştirir. Kimse bu makamların sürekli sahib değildir. Millet getirir millet götürür. Kim milletin takdirini kazanırsa o göreve gelir kim desteğini kaybederse görevi bırakırç. biz bu makamları hizmet vesilesi olarak görüyoruz bizim için en büyük makam ne iktidar ne bakanlıktır, bizim için en büyük iktidar milletimizin gönlünde bir yer edinmektir. Biz milletinden kopuk ona tpeden bakan bir rejimin değil, gücünü milletin gönlünden aklından vicdanından alan bir cumhuriyetin sorumlularıyız. Elbette yaskalar konusunda ideal noktaya ulaşmış değiliz, ancak mücadeleye devam ediyoruzç zor bir mücadele olduğunu hep birlikte gördük. Yasaklarla mücadeleemizde nasıl yalnız bırakıldıımıza önümüze nasıl engeller çıktığına sizler şahit oldunuz. bunları birer mazeret olarak söyemyiorum birileri istemyior birileri engl çıakrıyor diyerek yasaklarla mücadeleden vazgeçecek değiliz. Ama bugün bazı yasaklardan dolayı bizi eleştirenlerin önümüze ne tür zorluklar çıakrıldıüını da görmelerini sitiyoruz. Statüko muhafızlarının boş durmayıp bunu engellemek için ehr yola başvurudğunu aziz milletimiz çok iyi görüyor. CHP'nin yeni genel başkanı belki smaimi olarak belki de halkoylaması öncesi istismar aracı olarak balşörütüs yasağını gündeme taşıdı. biz kimsenin niyetini sorgulamıyoruz. öyle bir derdimiz yok ne yaptığına ne yapmadığına bakıyorz. 8 yıl boyunca biz bu meselyi çözmek için önce 4-5 yıl hep izledik. fakat daha sonra gündeme getirlimeye başandı ve yoğun çabalar içerisne girdik. bu knuda milletimizden de destek aldık. çünkü aslolan konuşmak değil alsolan yaşamak. Yani yapmadıklarınızı söylemek değil yaptıklarınız söylemektir aslolan. yakışan budur. yıllar boyunca yapılan 10larca ankette başörtüsü yasağının temel bir isnan hakkının ihlali olduğu göüşü ortaya çıktı. şuanda CEDAV bunun takipçisi durumunda. Ama çabalarımız statükonun engeline takıldı. MHP'yle yaptığımız ay değişkliği CHP'nin itirazıyla aynen reddedildi. Partimiz ahkkında açılan kapatma davasının maddelerinden biri de buydu. Bu sorunu CHP Genel Bşakanı gündeme getirdi halkoylaması süresince. Biz de AK Parti olarak smaimi bir şekilde destek vereceğimiz ifade ettik. Onlar bağcıyı dövmekle uğraşıyor, bizim derdimiz üzümü yemek değdik. Önceki genel başkan çarşaflı arkadaşlarımıza rozetler taktı. Bir süre sonra seçim toobüsünden alaşağı ettiler. CHP Genel Başkanı başörütüs sorununu halkoylaması öncesinde bir istismar aracı olarak kullandıysa bunun siyasi bedelini ödeyecektir. Eğer samimiyse, vaatlerde bulunrken CHP'nin kodlarını zihniyetini dikkate almadığ açıktır. CHP 27 nisanda ak partinin gösterdiği dik duruşu gösterememiş meclise millet iradesine yönelik o bildiri karşısında geri adım atmayı içine sindirmiştir. bugün de aynı ezik aynı çanak tutan anlayışıd evam ettirmektedirler. Bugün anlıyoruz ki CHP Genel Başkanı hiç bir hazırlık yapmadan CHP'nin akdim geleneklerini hiç hesaba katmadan bir vaatte bulunmuş bugün de bu vaadinin altında ezilmiştir. Başörtüüs konusunu farklı mecralara çekmiştir. CHP sonunda demokratikleşiyor mu diye heyecanlanan CHPLİlelerin dahi hevesleri kursağında kalmıştır. çözelim ama şu şartlarda diyerek biz eşartlarla gelmişlerdir. Biz sözü bir kere söyleriz ve ondan sonra da arkasında dururuz. İnsan hakalrı şarta bağlanabilir mi? İnanç özgürlüğü koşula bağlanabilir mi? Hiç bir hukuki ve kanuni dayanağı olmayan gerici ve çağduşı bir fiili uygulamanın karşısnıdaşart öne sürülebilir mi? Nefes almak nasıl tabi bir insan hakkıysa, inancına göre giyinerek eğitim almak da o kadar tabi bir insan hakkıdır. CHP'nin böyle bir iradesinin bulunmadığı artık netlik kazanmıştır. MHP'ye de gittiler arkadaşlarımız. 2008 yılında 411 oyla kabul edilen ay değişikliğinin iptali karşısında mhp'nin gerekli tavrı vermediğini düşünüyoruz. MHP adeta 2008'deki kakarının inkar etmiştir. MHP halkoylamasındaki hayır tavrını bırakınız türkiye'nin tamamını, kendi tabanına bile izah edememiş ve büyük bir darbe almıştır. MHP bir kez daha statükonun yanında yer almış ve ülkücü camiayı ve türk kamuoyunu hayal kırıklığına uğratmıştır. AKP bir kez daha yasaklara karşı yalnız, ama milletle başbaşa kalmıştır. Bİz burada milletmizle yürümeye devam edeceğiz. Bu ülkede yıllardan beri süregelen her türlü yaskala nasıl kararlı bir şekilde mücadele ettiyseki bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz. 2011 seçimlerinde de türkiyeyi prangalarından kurtulmaya cumhuriyetimizi yüceltmeye güçlendirmeye devam edceeğiz. Şu son birkaç ay içerisinde yaşananlar kimin samimi olduğunu açıkça göstermiştir. yaşananlar kimin sözünün arkasında olduğunu gçstermiştir. Bundan sonra hakem millettir. Özgürlülkler konusunda da son sözü millet söyleyecektir. Bu noktada bu meseleyi milletimizin takdrine havale ediyoruz. Fiilen çözüm yoluna girmiş olması elbette umut vericidir. En azından büyük bir kesimde bunun bi çözüme kavuşmuş olması umut vericidir. 2011 sonrası da sorunun eşitlik adalet ve insan hakları zemininde türkiyenin gündeminden kalkması için biz takipçi olmaya devam edeceğiz

Paylaş