BU DÜNYA’NIN ADI PİNOKYO!

BU DÜNYA’NIN ADI PİNOKYO!

BU DÜNYA’NIN ADI PİNOKYO!
Gözleri bir parmaklık mesafedeki kiraz tabağındaki kirazlara daldı, biraz baktı "Bir lokma tadımlık bir dünya burası!" dedi Gümüş Simya, içinden...Yan taraftaki bakışları dışı boş çekirdeklere bakarak söylendi yine...
 
"Her şey tadılmadan o kadar dolu dolu ki , tadını aldıktan sonra dışı boş bir çekirdek yepyeni bir yaşamı farkettirir, Toprak ve su ile harmanlandıktan sonra ,görmesini bilene! ..."
 
Aldan daha da al, aydan daha parlak bir çift kiraz başbaşa vermiş, konuşmuşlar en nihayetinde Gümüş Simya'nın gözlerine denk gelmeyi başarmışlar. Sanki "Bizi toprak ve suyla buluştur!" der gibi Gümüş Simya'nın ağzının içine bakıyorlardı. Genç kız bu bir çift kirazın çekirdeğinden haberliydi ki eline aldığı bu bir çift kirazı parmakları arasında biraz sevdi, öyleki tabağın içindeki kirazlardan çok değişikti ,diğer kirazlardan farkları belki de çekirdekleriydi. Öyle ki Bir çift kiraz, birbirine yapışık lakin birinin rengi al ama aydın, diğerinin rengi aydan daha parlak ve bir o kadar da albenili...Bir çift kiraz o kadar can atıyordu ki genç kızın dişleri arasında ezileceklerdi sonrasında, kendilerini toprak ve suyla birleştirecekti. Çünkü genç kızla göz göze karşılaşıp konuşmuşlardı, çekirdekten kalbe...
 
Gümüş Simya, beyaz eteğini yeşil renklere boyayan , oturduğu çimenlerin üzerinden kalktı ve bir lokmada yediği bu bir çift kirazı toprak ve suyla kavuşturmak için bahçenin en verimli mekanına baktı.Avucunda sımsıkı tuttuğu birbirine yapışmış halde ,aynı renkteki ikiden tek olan kiraz çekirdeğine bir isim düşündü. 
 
"Sizin adınız Ömür olsun!" dedi ve avucuyla açtığı toprağın zeminine usulca bıraktı, ve onlarla kalpten çekirdeğe konuşmaya başladı.
 
" Bu dünyanın adı Pinokyodur! Pinokyo kim ? derseniz, anlatayım...
 
(Pinocchio) İtalyan yazar Carlo Collodi'nin çocuk romanı. Önce 1878'de tefrika halinde, sonra 1883'te kitap olarak yayımlandı. Pinokyo, küçük bir çocuğa dönüşen bir kukladır; fakat bu kukla akıllı uslu bir çocuk olma niyetine rağmen, daha önceki yaramazlık, tembellik, umursamazlık ve muziplik alışkanlıklarını bırakamaz; bu alışkanlıklar onun başına olmadık işler açar.
 
Tahtadan bir kukla olarak yaratılan Pinokyo'nun tek isteği Gepetto babasının dileği gibi gerçek bir çocuk olmaktır. Ama bunu elde edebilmesi için egoist kişiliğinden vazgeçmesi gerekecektir. Bunun için Gepetto'nun sevgi dolu yuvasından ayrılıp dünyayı keşfetmek üzere eğitici bir yolculuğa çıkar.
 
Bu yolculuk sonunda Pinokyo mavi peri tarafından gerçek bir çocuğa dönüştürülür. (Eserin orijinal halinde ise Pinokyo idam edilir.)
 
Pinokyo, kısaca budur peki pinokyo dediğimiz bu dünya kim ?
 
Bu dünya yalan söylediğinde, pinokyonun ki gibi uzayan bir burnu olmaz. Çünkü dünyanın en hakiki yalanını zaman ortaya çıkarır, sadece zamanın boyu uzar. Öncelikle siz beni , ben sizi farkettim, farketmemize sebeb ise aramızda varolan aslı-muhabbettir. Bu duyguyu hiçkimse ne kolay kolay farkedebilir ne de çok zor yıkabilir. Bu dünyada siz de benim gibi toprak ve suyla iç içe olduğunuzdan, ruhunuza kavuşacak ve canlanacaksınız.
 
Hayat bulduğunuzda öncelikle içinizdeki kıpırtıların heyecanından hiçkimseyi görmezden gelmeyin sadece çevrenizi tanıyın yani kabuğunuzun toprakla temasını ve suyla beslenmesini. Toprak sizi sıcak tutacaktır ve ısıtacaktır lakin su, sizin bu hararetinizi dengeleyecektir. İçinizdeki öz cevher, toprak ve suyun aşkından kabuğunuza sığmadığı zaman dıştaki kabuğunuz bir hamleyle çatlayacaktır, kırılacaktır. Sakın ha! ahhh! diye vahetmeyin sadece "En-el hay! Ya hak!" deyin... 
 
Ve istediğiniz yaşam toprağa ilk filizini verir binbir acıyla...Bu acının hükmü neticesi ise zamandır, sadece dünya "Ben gerçeğim!" desede, zaman dünyanın yalanını ortaya çıkaracak ve ömrünü uzatacaktır. Siz ise bu dünyayı sonsuz zannettiğinizde çevrenizdeki herşeyi unutacaksınız ama benim bu dediklerimi unutmayın...
 
Herşeyi çok merak eder ve aceleci olursanız ne toprağın kokusunu ne de mevsimlerin binbir çeşit atmosferini tam alırsınız. Acele etmekten ziyade beklemeyi bilin ki mevsimler size en güzel zamanları, çiçeklerinizdeki yapraklara dokunmayı müyesser kılsın. Dünyanın atmosferinde hiç bilmediğiniz iklim çeşitleri mevcuttur , mevsim yaz dersiniz lakin gökyüzündeki fırtınların şiddeti sizin en parlak duruşunuza binbir hışımla dolu sağnakları altında bırakarak yapraklarınızı, meyvelerinizi talan edip-kırabilir. Dallarınızda hayata yeşermiş yaprak ve binbir güzellikte açmış çiçekleriniz bir anda kıyameti yaşar. Bu yüzden her mevsimi bahar zannedip de bir anda çiçeklerinizi açmayın.
 
Her zaman özünüzdeki sağduyu düşüncelerinize yön verin ve duyumsayın kendinizi." Ben ne istiyorum ve ne yapıyorum ?" sorusuna doğru cevap verin ki doğru karar vermeyi öğrenin.Kavganın her türlüsü bir alışverişten ibarettir. Bu yüzden suyun adımlarındaki tıkırtıdan ziyade paslaştığınız duyguya kendinizi sorun ki pasınız hedefini tam vursun...Zamanla sahip olduklarınızla ne olacağınıza karar vermeyi öğrenirsiniz lakin bu dünya sizi yanıltmasın çünkü onun burnu olmadığı için size yalan söylediğini belli etmez, bunu size hatırlatacak olan sadece zamandır.
 
Ve zamanla bir bakarım ki siz benim sözümü tutmuşsunuz ve ateşin hararetinden albenili olmuş karanlık topraktan, suyun o muhteşem akışıyla aydınlığa erişmiş ve ilk filizden sonrası da hep doğruluk olmuştur.
 
Size söylediğim sözlerimi içten içe yüreğimde saklıyorum ve sözlerimi hep yenileyerek yine size söz veriyorum...Bir çift albenili gülsudan kiraz, buyrun "Bismillah!" istediğiniz gibiyim...
 
Adınız Ömür! olsun...
 
Hidayet BAĞCI KÖSE