İnternet Çocuğu mu? Kütüphane Çocuğu mu?

.

İnternet Çocuğu mu? Kütüphane Çocuğu mu?
  Konuşmalarımızda birçok defa irfan toplumundan ve irfan neslinden bahsederiz. Ancak irfan neslini oluşturmak için neler yapmamız gerekir bunları pek konuşmayız.
 
Hep bir şeylerden dert yanarız ama, çözüm noktasında elimizi taşın altına koymayız. Yada risk almayı sevmeyiz.
 
Günümüz dünyasında gerekli önlemler alınmazsa, gelecek dönemde mekanik ve sanal çocuklar ortamı kaplayacak.
Bugün ebeveynler güya çocuklarının iyiliğini düşünerek, çocuğu sokağa salmamak için evin içerisine foseptik ve irin ağı kurmaktadırlar.
Çocuklar ders çalışsın, internetten bilgilensin diye düşünen veliler çok yanılıyorlar. 
 
Evet günümüz bilişim çağı bunu reddemeyiz. Ancak manayı maddeye kurban edersek, teknik bize yarar değil, zarar verir.
 
Eskiden çocuklar bilginin peşinde kütüphane kütüphane gezerken, günümüz çocukları ise bilgiyi hazır bekliyor. 
Oysa internet bilgisi, fikri anlamda gelişmeye yönelik bilgi ağı değil, kişinin hazır veri elde ettikleri, hatta nokta atışı ile direk aradığı bilgiyi buldukları alanlardır.
 
Oysa kütüphane çocukları; kütüphanede konu ile alakalı kitabı dergiyi bulduktan sonra, kitapta araştırma yaparken, asıl öğrenmek istediği konuya varana kadar çeşitli bilgilerede sahip oluyor.
 
Çocuk bilgiye kitaptan ulaşırken, bir çok bilgiyide hafızaya alıyor. Oysa İnternet çocuğu bilgiyi direk internet arama motorlarına yazarak kolay yoldan elde ettiği için, öğrenmeyi de gerekli görmüyor.
 
Bir çok defa yaptığım eleştiriyi bu yazımda da yapacağım. Çocuklarımız sokak çocuğu olmasın diye, çocuklarımızı sokaklara çıkarmadık. Oysa çocuklar için sokaklar sosyalleşme mekanı idi.
 
Bugün parklar ve oyun alanları eskiye nazaran çok olsada, arkadaşlık yapacak ortamlar az.
Çocuklar ya evden dışarı çıkmıyor. Yada çıksada sokakta sosyalleşmeyi bilmiyor. Çünkü çocuklar  aradığı bilgiyi nasıl direk internet arama motorlarından kolayca buluyor ise, şimdi arkadaşlarınıda hiç bir meşakkete katlanmadan direk bulmak istiyor.
Bilgiyi hazır bulan çocuklar fikir üretemiyorlar. Konuşurkende fikir ihtiva etmeyen kelimeler kullanıyorlar.
 
Çocuğun zihninde çağımızda "hoş sada" bırakacak kelimeler yok. Çünkü meşakkatsiz bilgi hiç bir dimağda "hoş seda" bırakmaz. 
 
Çocuklara kitap okuma anlayışı kazandırmak lazım. Bunun için ise, öncelikle büyüklerin kitap okuması lazım.
 
Kitaplarla yolculuk yapmak lazım. Kitaplara yolculuk yapmak lazım.  İster kütüphanelerde, ister evdeki kitaplığımızda
 
Bana zaman zaman "okuma anlayışımı nerden kazandığımı" sorarlar. Ben okuma anlayışımı ilk ailemde kazandım. 
 
Benim çocukluğumda babam evimize gündelik gazete, haftalık bir dergi, haftada en az üç kitap'la ve kavrulmuş leblebi ile gelirdi. Bir taraftan leblebileri atıştırırken, diğer taraftan kitapların ve dergilerin sayfalarını karıştırırdık. Bir taraftanda babamın sesli kitap dergi okumalarını dinlerdik.
 
Faydasız bilgiden Allaha sığınırız.
 
Dostlar ben teknoloji düşmanı değilim. Ancak teknoloji doğru kullanılmazsa ilaç değil, zehire dönüşür. 
 
Doktor tarafından verilen ilaçların yan etkileri ve doz aşımında zehire dönüşme durumu varsa, sanal ortamlarında, yada sanal bilgininde yan etkileri var.
 
Ben artık sanal ortamdaki bir çok bilgiyi kirliliğe sebep oldukları için "Sanalizasyon" diyorum. Tıpkı insan dışkısının aktığı "kanalizasyon" gibi.

Rabbim cümlemizi "kanalizasyon" özelliği gösteren "kanalizasyonlardan" uzak eylesin
Hürmet ve muhabbetle kalın 

MESUT BİLAL BUĞDAY