Ütopyalarda Gizli Özgürlük Arayışları

Ütopyalarda Gizli Özgürlük Arayışları Ümit UÇAR Özgürlük, düşünmeye özgü bir şeydir, düşüncenin içeriğini oluşturan dinamik bir güçtür.

Ütopyalarda Gizli Özgürlük Arayışları

 

   

 Tevhide bağlılık asıl özgürlüktür. Çünkü tevhid insanı asıl ait olduğu yere kavuşması için ruhunu özgürleştirmesini söyler ve ona özgürlüğünün mümkün yollarını öğretir.  

 

Kapitalizm özgürlüğün birinci boyutunu, Marksizm de özgürlüğün ikinci boyutunu yeterli buldu. O yüzden her iki ideoloji de tek ayak üstünde duruyor.

 

  

 

Sözü ve gücü yaratan ve gücümüz nispetince kolaylaştıran Allah'ın adıyla, 

 

 

Tanımlaması zor ideolojik, felsefik, sosyolojik ve epistemolojik nice kavramlar içerisinde yer alan ve insanın isimleri öğrenmesinin ardından, onlara anlamlar yükleme derdiyle oluşan, içini doldurabileceğimiz kadar bize ait olan özgürlük kavramından bahsetmeye çalışacağız...

 

 Özgürlüğü tanımlayabilmek için önce onu biraz daha sübjektifleştirmek gerekmektedir. Varoluşu anlamaya çalışmak, varlığı tanımlamak ve zihnimizde konumlandırmak için bir sistem, bir ideoloji veya bir dünya görüşüne ihtiyacımız vardır. İşte bu noktada özgürlük sübjektifleşmeye başlar.

Materyalist felsefenin özgürlük anlayışı

 

 İnsanın yaratılış gerçeğini kabul etmeden, manayı reddederek, varoluşu maddeden yola çıkarak açıklayan materyalist felsefede, madde ne söylerse gerçek odur. Bu kişinin ahlaksal doğrularında, iyi - kötü, zevk - acı anlayışında sadece aklı ve maddenin işleyişi kriterdir. Bu yüzden bu kişiler, dine inananları özgür kabul etmezler. (1) Din, onlar için afyon niteliğindeki “uyuşturucu” olarak algılanır. Onlar için özgürlük, bu uyuşturucuya (!) hiç müptela olmadan, hayatı dilediğince yaşamak isteğinde saklıdır.

Din referanslı özgürlük anlayışı

 

 Dinin koyduğu çerçeveyi kabul eden bir kişi için, ne derece dinin kurallarına uyulursa o derece özgürlükten bahsetmek mümkündür. Çünkü kişi, böyle yapmakla kendi düşüncesinde varoluşunu anlamlandırmış ve yaratılışının gereğine uygun hareket etmiştir.

 

 Bununla birlikte, seçtiğiniz sistemde içimizdeki potansiyeli ortaya koyamıyor, huzursuzluk yaşıyor ve kendimizi değerli hissedemiyorsak, özgür değilizdir. Ya sisteme tam adapte olmaya çalışacağız ya da o sistemi değiştireceğiz. Özgürlük yaratılışının gereğini yerine getirmektir.

 

Bu sebeple Helenistik kültüre göre; özgürlüğü insanın elinden alan güç semavîdir. Yunan’da ortaya çıkan çok tanrıcı dinde, kıskanç tanrılar insanın özgürlüğünü elinden almıştır. Bu dinî atmosfer içinde, insanın tek özgürlük imkanı Promethe gibi tanrılara baş kaldırmaktadır.

 

 

Hıristiyanlık batıya geçtikten sonra, insan - tanrı ilişkisinde köklü bir değişiklik yapmadan bu düşünceyi devam ettirdi. Hıristiyanlığın en büyük yorumcusu kabul edilen St. Augustinus'a (354-430) göre başlangıçta Tanrı insanı özgür bir varlık olarak yarattı.

 

Ancak bu özgürlük, Adem’in iştahları ve gururu sonucu (!) günah işlemesine yol açtı, böylece düşüş başladı. Şu halde Tanrı'nın karşısında özgürlük kötü ve istenmeyen bir şey olsa gerektir.

 

Avrupa tarihinde belli bir dönemde ateizmin insanı özgürlüğünden yoksun bırakan bu dinî form ve retoriğe karşı bir tepki olarak doğmuş olabilir. Ama bugün en baskıcı olan ateizmdir. Sovyetler birliğinde İncil'e küfretmedikleri için 200 binden fazla insan 1921'de katledilmiştir.

 

Tevhid dini İslam ise tüm batıl dinlere karşı insanı uyarmak, özgürlüğünü nasıl elde edeceğinin yollarını göstermektedir. Tevhide bağlılık asıl özgürlüktür. Çünkü tevhid insanı asıl ait olduğu yere kavuşması için ruhunu özgürleştirmesini söyler ve ona özgürlüğünün mümkün yollarını öğretir. Ateizm bizi bu dünyada ve bu beden içinde tutuklu kalmaktan başka bir yere çağırıyor mu? O halde tevhid özgürlük Ateizm tutsaklıktır. (2)

devam edecek...

 

 

Dipnotlar:


 

(1): www.patagonya.org/?p=123


 

(2): İnsanın Özgürlük Arayışı, Ali Bulaç, İz Yay. İst. 1995, sf:176-179.