Ölüm Haberi Hartlap Usturası Gibi

Yanıbaşımızda hayat cehennme dönmüş. Suriye, İslam Medeniyetinin o kadim ülkesi, daha düne kadar bizim olan, bizim şehrimiz Maraş’ın da kendisine bağlı olduğu mübarek memleket. Yanıyor şimdi cayır cayır.

Ölüm Haberi Hartlap Usturası Gibi

 

Bizim şehrimiz Maraş da “ensar” olmaya çalışıyor. Biz de özellikle tanıştığımız bazı alimlerin sıkıntılarının ucundan kıyısından tutmaya çalışıyoruz. Akşam saat 19 civarı. Bir telefon geldi. Arayan o alime gönüllü hizmet eden değerli öğrencimiz Cahit Yıldırım idi. Bir alimin evlat ve akrabalarına sevgili öğrencilerimizden ve genç iş adamlarımızdan bülbül sesli Eşref Şekerli (ezanını bir dinleyin lütfen http://www.youtube.com/watch?v=E1BdiJ-OCiU) iş bulmuştu. Şimdi o birkaç kişiye daha iş imkanı bulmuş ama konuşulması gereken bazı hususlar varmış. Tercüman olmam için sevgili Cahit beni evimden alacak.

 

Biz de bir müslümanın sıkıntısını gideren için Allah Teâlâ’nın da yevm-i kıyamette büyük sıkıntılarını gidereceğine inandığımız için abdest tazeleyerek evden çıkıyoruz. Saat 19. 30 gibi.

 

Buluşuyoruz, konuşuyoruz, anlaşıyoruz ve Suriyeli Hoca Efendiyi uzaktaki mahallesine kadar götürüp evine bırakıyoruz. Dönüşte bir telefon. Kıymetli hocam Ali Seyyithanoğlu arıyor. “Hocam bir haber aldım, Halil İslamoğlu Hocam trafik kazası geçirip vefat etmiş, doğru mu?”

 

O anda arabamız bir sallandı. Zira ben susup dinlerken ve kelimeleri kulağımla zehir gibi içerken Cahit birden Allah diye bağırdı. Söz konusu sevdiği bir hocasıydı. Ben bilmediğimi ama hemen acile gidip durumu öğreneceğimi söyledim. O da “ben de geliyorum” dedi ve kapattı.

 

“Acile gidiyoruz Cahidim” dedim ama tam karnımın üstünde bir Hartlap usturası yemiş gibi oldum. Hartlap Usturası pala gibi enli ve tüyü tıraş edecek kadar keskin olur. Onu yiyenin beş dakika sonra iç organları yere dökülür ama o bıçağı yediğini bilmez bile. Acısı hissedilmez önce. Birçizgi gibi kaşınır gezdiği yerler. Sonra zaman geçtikçe ağrı zonklamaya başlar.

 

Acil kapısında Kapıcı kardeşimizi görünce “eyvah, haber doğru galiba!” dedim. O ana kadar “inansak mı ki?” diye soruyorum kendi kendime…

 

İnansak mı acaba? Evet, her şey olabilir hayatta. Ölüm bile. Ama sapasağlam adam, namazda yan yana saf bağladığın adam, her gün karşılaştığın, selamlaşıp sohbet ettiğin adam, kapı komşun, otuz yıllık meslektaşın için söyleniyorsa bu sözler, ister istemez böyle diyorsun işte. Aslında böyle olsun istiyorsun. Bir yanlış haber olsun, ya da tamam kaza olmuş ama ölmemiş olsun istiyorsun işte…

 

Filim başlıyor birden hatıralarında. Acı tatlı anılar geliyor gözünün önüne. Bitmez tükenmez, renkli Tüekçe sinamaskop filim gibi anılar… Sonra hayaller geliyor, planlar geliyor… Ömür bitiyor ama filim bitmiyor.

 

“Vuran sarhoş imiş” haberi geliyor. Arkasından “bu sene hacca gitmiş muhterem bir babanın haylaz ve yaramaz sarhoş çocuğu” diyorlar vurana. Bir mersedes araba şehir içinde bir adama vurunca beş altı metre havaya kaldırıyor ve birkaç takla attırıyorsa, acaba hızı saatte kaç kilometredir? Şimdi bir hoca efendinin katili olmayı nasıl değerlendiriyordur sarhoşluktan ayıkmışsa?  Ne Düşünüyordur nezarethanede şimdi kim bilir?

 

Ya anası babası neyler acaba katilin? “Evlat yetir, aklını yitir” mi diyordur? Ya  Hoca Efendinin birkaç aydır yanında olamayan eşi, kızının tahsili sebebiyle onun Ankara’da tuttuğu evde yaşayan zevcesi ne yapıyordur haberi alınca? Ya yavruları? Şu anda evinde kimler vardır?

 

Kardeşleri, bacanakları, bazı arkadaşları hep acildeyiz. Rahat gördüklerimize cenazenin nereden kalkacağını, nereye defnini konuşuyoruz. Yavaş yavaş bunları düşünmeye başlıyorlar. Yapacak başka bir şey yok. Eve dönüyoruz. Yerel internet sitelerine bakıyoruz, haber Anadolu ajansı ile düşmüş medyaya:

 

“Kahramanmaraş'ta otomobilin çarptığı kişi hayatını kaybetti.

Sinan A'nın kullandığı 46 AP 266 plakalı otomobil, Binevler Kavşağı'nda yolun karşısına geçmeye çalışan Halil İslamoğlu'na (67) çarptı. 112 Acil Servis ekiplerince Necip Fazıl Şehir Hastanesi'ne kaldırılan İslamoğlu (doğrusu şehir hastanesine) müdahaleye rağmen kurtarılamadı. (doğrusu kaza yerinde çoktan hayatını kaybetmişti.) Sürücü Sinan A., gözaltına alındı.”( http://www.haberler.com/kahramanmaras-ta-otomobilin-carptigi-kisi-oldu-4281961-haberi/)

 

Dostlarına yarın duyururuz diyorum içimden. Şimdi haber verip te huzursuz etmeyelim geceden diyorum. Fatiha’mı okuyorum, duamı ediyorum ve bu yazıyı yazıyorum.

 

“Kendi ölümüm ne zaman, nasıl olacak?” diye geçiriyorum içimden. “Böyle ani mi olacak, yoksa yataklarda mı? Hangisi daha hayırlıdır acaba hakkımızda?”

 

Göz kapaklarıma bir kurşun bindi uykudan. Yazıyı bitirene kadar kaç kez uyudum uyandım masa başında, hatırlamıyorum…

 

Hoşça kal dostum! Ruhun şâd olsun. Seni şimdiden özledik!..